Hakkımda

Merhaba ben İrem. Bloglarla ilgilenmeyi seviyorum. Bu blogumu bildiklerimi paylaşmak için açtım. Blogumda yok yok. Dostluğu, bilgiyi ve eğlenceyi, kısaca hayatı acısıyla, tatlısıyla paylaşabilmeyi dilerim...











Son yazılarım

Öğretmenler Günü
Domuz gribinde son gelişmeler...
Her derde deva kış sebzeleri
Domuz gribine karşı bitkisel korunma yolları
Yeni blogcuya yeni şablon
Goyo gifleri
Atam seni arıyoruz, anıyoruz...
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun...
linkler
Bu sanal kız da çok hoş


Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv


Linkler



Kategoriler








Arama Motoru





Arkadaslar

bella

elvanglbeycan1983

bendencesitliyazi

kardelenilayda

sakarya392

cicim

heidi

esmuker

isil

battygirl

seline

cicim96

yagmur96

birbuse

masalprensesi

sinny

aybikeningunlugu

seleningunlugu

ilke94

yaseminler

larasyagezegeni

perikizim

kardelenilayda2

berfin1995

efterya

kardelenilayda14





.....




MERHABA BLOGUMA HOSGELDINIZ. BURADA NE ARARSANIZ BULABILIRSINIZ. BU BLOGUMU EGLENMEK, EGLENDIRMEK, OGRENDIKLERIMI PAYLASMAK ICIN ACTIM. PAYLASMAYI SEVIYORUM. BURADA YOK YOK. YARARLI BILGILER, DERSLER, GUZEL YAZILAR, HARIKA GIFLER, KODLAR, OYUNLAR, YARISMALAR NE ARASANIZ VAR. TUM SAYFALARIMI DOLASMADAN, MESAJ VE YORUM YAZMADAN CIKMAYIN LUTFEN. IYI EGLENCELER, SEVGILER...***



10/7/2009 - SBS TERCİHLERİ YAPARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Kategori: DERSLER

SBS Tercihleri Yapılırken Nelere Dikkat Edilmelidir. Tercihler de dikkat edilmesi gerekenler:

*Sınav sonuçları posta ile adrese gönderilmeyeceği için öğrenciler, sonuç belgesini okul idaresinden onaylattıktan sonra almaları gerekir.

*Öğrencilerin yaşları 18 yaşından küçük olduğu için tüm sorumluluklar öğrenci velisine ait olacağı unutulmamalıdır.

*Adaylar bir defaya mahsus olmak üzere 12 tercihte bulunabilecekler. İkinci ya da ek yerleştirme de ikinci kez tercih yapılmayacaktır.

*Öğrenci velisi bireysel olarak internet üzerinden tercih yapacağı gibi başvuruda bulunduğu okul müdürlüğünden de doğrudan tercih yapabilecektir. *Öğrenci velisi yapılan tercihleri okul müdürüne onaylatmak zorundadır. Aksi takdirde tercihler geçersiz sayılacaktır.

*Şartları uymayan adayların tercihleri geçersiz sayılacağı için tercih yaparken tercih edeceği okulların şartlarına uyup uymadıklarına kılavuzdan bakılmalı.

*Okullar tercih edilirken okulun bulunduğu yeri, yabancı dili, pansiyon durumu, hazırlığı ve mezuniyetten sonra kazandıracakları göz önünde bulundurmalı.

*Çevrenin yâda anne babanın istedikleri okulları değil de öğrenciler kendi istedikleri okulları tercih etmeli.

*Bu öğrenciler ergenlik döneminde oldukları için tatil ve bayramlarda ulaşım problemi olmayan yerlerin tercih edilmesine dikkat edilmeli.

*Her şeyden önce adayın kişiliğine, seviyesine, yeteneklerine ve idealine uygun olup olmadığına dikkat edilmeli.

*Tercih yaparken puandan daha çok sonuç belgesindeki başarı sırası ve yüzdelik dilimine göre yapılmalı.

*Tercihler karma yapılacaksa mutlaka yüzdelik dilimine dikkat edilmeli. *Tercih edilecek okulların puanları birbirine yakın olmaması, aralarında biraz puan farkının olmasına özen gösterilmeli.


Tercih yapılırken;

—Birinci bölümde adayın puanından yüksek olan idealdeki okullar,
—İkinci bölümde puanına yakın ve yerleşebileceği okullar,
—Son bölümde ise sigorta tercih dediğimiz açıkta kalma şansını azaltacak puanı düşük okullar yazılmalı.



Adaylar 12 tane tercihi yapmak zorunda olmadıkları gibi gitmeyecekleri okullar tercih etmemeli.

Tercihler Rehber Öğretmenin yâda diğer öğretmenlerin gözetiminde yapılmalı.

Her şey gönlünüzce olması dileğiyle…
Kaynak : hakimiyet.com
http://www.sorubak.com/sbs-tercihleri-yapilirken-nelere-dikkat-edilmelidir_109.html

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2008 - ÖRNEK SBS SORULARI

Kategori: DERSLER

 

 

6.sınıf sbs örnek soruları indirmek için tıklayınız.
Kaynak:meb

 

7.sınıf sbs örnek soruları indirmek için tıklayınız.
Kaynak:meb

 

 

 

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/5/2008 - sbs puanı hesaplama

Kategori: DERSLER

 

http://www.rehberliksitesi.com/puanhesap/6sbspuan.asp (6. sınıflar için)

 

http://www.rehberliksitesi.com/puanhesap/7sbspuan.asp (7.sınıflar için)

 

 

 

 

Yukarıdaki  adresde  yaptığınız doğru ve yanlışlara göre tahmini sbs puanınızı hesaplayabilirsiniz.

 

not:
Bu puan hesaplama motorunda, 2007 yılında yapılan Pilot SBS Uygulamasına ait Test Ortalama ve Standart Sapmaları ile maksimum ve minimum Toplam Ağırlıklı Standart Puanlar kullanılmış olup, 2008 SBS'de bu puanlar değişeceği için hesaplanan puan, Tahmini Puandır.

 

 

 

 

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/5/2008 - 25 SORUDA SBS

Kategori: DERSLER

MEB, 2008-Haziran’da son kez yapılacak OKS’nin yerine geçecek Ortaöğretime Geçiş Sistemi’nin içeriğini anlatan bir kitapçık hazırladı. İşte 25 soruda yeni sistemin ayrıntıları:Yeni sistemin anlatıldığı kitap, eğitimci, veli ve öğrencilerin sorularına açıklık getirdi. İşte 25 soruda yeni sistemin tüm ayrıntıları….

 

1-OKS neden kaldırıldı?

OKS’de sorular, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler derslerini kapsamakta, yıl boyunca öğretim görülen diğer dersler kapsam dışındaydı. Öğrenciler sadece belirli derslere yönelip, sosyal aktivitelerden uzak kalıyordu.

 

2- OKS’nin olumsuzlukları nedir?

Öğrenci başarısının 120 dakikalık ve telafisi olmayan bir sınavla ölçülmesi, öğrencilerimizde ve velilerde kaygı, stres, gerilim, tek hedefe kilitlenme olumsuz tutumları berberinde getirdi. Bu süreç, okul içi performansı azaltıp disiplini olumsuz etkiledi.

 

3- OGES nedir?

İlköğretim 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencilerinin yıllara yayılan seviye ve performans ölçümüyle alacakları puanlara göre, ortaöğretim kurumlarına yerleştirilmelerini esas alan Seviye Belirleme Sınavı (SBS), Yılsonu Başarı Puanı (YBP), Davranış Puanı (DP) olmak üzere üç ana unsura dayanan Ortaöğretime Geçiş Sistemi (OGES)’dir.

 

4- OGES tam olarak ne zaman işlerlik kazanacak?

2009-2010 eğitim öğretim yılında.

 

5- OGES dershanelere yönelimi artıracak mı?

Hayır. Sistemin unsurlarından sadece biri olan SBS, öğrencinin derste gördüğü konulardan temel düzeyde ve zor olmayan sorulardan oluşmakta.

 

6- SBS, zorunlu bir sınav mı?

Değil. Ancak; merkezi sistemle öğrenci alan okullara yerleştirmede puana etkisi var.

 

7- SBS, hangi sınıflarda yapılacak?

21 Haziran 2008’de 6. sınıflara, 22 Haziran 2008’de 7’nci sınıflara, 2008-2009 öğretim yılında ise 6, 7 ve 8’inci sınıflara.

 

8- Özel eğitime muhtaç öğrenciler SBS’ye girecek mi?

Evet, çünkü bu sistem öğrencinin tüm özelliklerini dikkate alarak ortaöğretime bir yönlendirme yapmayı hedeflemekte.

 

9- Yıl Sonu Başarı Puanı (YBP) nedir?

İlköğretimin 6, 7 ve 8’inci sınıflarda, öğrencinin o yıl derslerden aldığı yıl sonu puanlarının haftalık ders saati ile çarpılarak elde edilen ağırlıklı puan toplamının, haftalık ders saatine bölümü ile hesaplanan puan.

 

10 - YBP nasıl hesaplanacak?

Öğrencinin, öğretim sürecinde elde ettiği kazanımları 100 tam puan üzerinden verilecek. Puanlama daha sonra 500 tam puana dönüştürülerek YBP hesaplanacak. Hesaba tüm dersler (Resim, müzik vd) katılacak.

 

11 - Davranış Puanı (DP) nedir?

İlköğretim okullarında; öğrencilerin tavır, davranış ve yetenekleri ile ilgili olarak belirlenen kriterlere göre öğretmenlerin ayrı ayrı verecekleri puanların aritmetik ortalamasından sistemce otomatik elde edilen puandır.

 

12- DP hesaplanırken objektiflik sağlanabilecek mi?

Birden çok öğretmenin katılımı zorunlu olduğundan subjektif değerlendirmeler olmayacak.

 

13 - DP nasıl hesaplanacak?

6, 7 ve 8’inci sınıflarda öğrencinin davranışlar ile yönlendirme yönergesinin verileri dikkate alınarak yapılan değerlendirmelere göre sistem tarafından otomatik olarak belirlenecek.

 

14- Sınıf Puanı (SP) nedir?

İlköğretim 6, 7 ve 8’inci sınıflar için SBS Puanı (% 70), YBP (%25) ile DP (% 5) etkiyle her 3 puan türü için üç yılda ayrı ayrı hesaplanacak puan.

 

15 - Orta Öğretim Yerleştirme Puanı (OYP) nedir?

Ortaöğretim Yerleştirme Puanı. 6’ncı sınıf puanı (SP 6) % 25, 7’nci sınıf puanı (SP 7) % 35 ve 8’inci sınıf puanının (SP8) % 40 oranında hesaplanmasıyla elde edilen puan.

 

16- SBS’ye girmeyen öğrencinin OYP’si nasıl hesaplanacak?

Sınava girmediği yılın en düşük SBS puanı alınarak hesaplanacak.

 

17 - SBS’de testlerinin ağırlık katsayıları ne olacak?

SBS’de Türkçe 4, Matematik 4, Fen Bilgisi 3, Sosyal 3, Yabancı Dil 1 olacak.

 

18 - SBS’de soruların içeriği nedir?

Okulda sunulan eğitim ve öğretime dayalı olarak hazırlanacak. Sorular, öğrencinin öğrenim gördüğü yıla ait olacak ve geçmiş yılları kapsamayacak.

 

19 - SBS’de soru sorulacak dersler hangileri?

Türkçe, Matematik, Fen ve Tek., Sosyal Bil., Yabancı Dil, Din Kült. ve Ahlak Bilgisi.

 

20- SBS’de soru sayısı ne olacak?

6’ncı sınıflarda 80, 7’nci sınıflarda 90, 8’inci sınıflarda 100 (2009 yılından sonra) soru sorulması düşünülmekte.

 

21- Ortaöğretim kurumlarına yerleştirme işlemleri nasıl yapılacak?

OYP’ye göre 8’inci sınıfın sonunda tercih başvuruları alınmak suretiyle, puan üstünlüğü esasına dayalı olarak önceden belirlenmiş kontenjanlara göre yapılacak.

 

22– Bu yıl 7’nci sınıfta olan öğrenciler 2009’da nasıl yerleşecek?

7 ve 8’inci sınıf orta öğretime geçiş puanı ile yerleştirme işlemleri yapılacak. 7’nci sınıf % 40, 8’inci sınıf % 60 oranında hesaplamaya dahil edilecek.

 

23- SBS’de yabancı dil sorusu özel okul öğrencilerine avantaj

sağlamayacak mı?

Sınavdaki dil sorularının düzeyi ve ağırlık katsayıları düşük. Avantaj sağlamayacak.

 

24- SBS ve OKS kılavuzlarına nasıl erişilebilecek?

Kılavuzlar, MEB’in internet sitelerinde yayımlanacak.

k:http://www.seviyebelirlemesinavi.com/25-soruda-sbs/

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2008 - Manilerimiz

Kategori: DERSLER

 

 

Mani Nedir?

 

Edebiyat Dilinde Mani:
Başta aşk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türüdür. Çoğunlukla 7 heceli dört dezilek bir bendden meydana gelir. Ama dizeleri 4-5-8-10-14 heceli kalıplarla söylenmiş maniler de vardır. Birinci, ikinci dördüncü dizeler birbirleriyle kafiyeli, üçüncü dize serbesttir. Yani kafiye dizilişi aaxa'dır. aaaxa düzeninde maniler de var. İlk iki dize hazırlık dizeleridir. Son iki dize ile anlam bağlantısı yoktur. Asıl anlatılmak istenen son iki dizede verilir. Bir çok mani çeşidi vardır. En çok kullanılanlar düz ya da tam mani, kesik mani, cinaslı mani, yedekli mani, artık mani'dir.


Düz Mani: Yedişer heceli dört dizeden oluşur. Kafiyeleri çokluk cinassızdır.


Kesik mani: Birinci dizesi 7 heceden az, anlamlı ya da anlamsız bir sözcük grubu olan maniler. Bu kesik dize sadece kafiyeyi hazırlar. Eğer meydan ve kahvehanelerde söylenen ve ilk dizeleri "aman aman" ünlemi ile doldurulan manilerse bunlara İstanbul manileri denir.


Cinaslı mani: Kesik manilerde eğer kafiye cinaslı ise bunlara cinaslı mani denir.


Yedekli mani: Düz maninin sonuna aynı kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen maniler. Cinaslı kafiye kullanılmaz, birinci dizeleri anlamlıdır. Yedekli maniye artık mani de denir.


Deyiş: İki kişinin karşılıklı söylediği manilerdir. Soru yanıt şeklinde düzenlenir. Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır.

Dere boyu gidelim
Koyun kuzu güdelim
Sennen beni görmüşler
İnkâr bayrım edelim

Ak koyun kuzusuna
Gün tutmuş postusuna
Ne desen de ağlasam
Arnımın yazısına

Tren gelir öterek
Kömürünü dökerek
Ben anamdan ayrıldım
Gözüm yaşım dökerek

Tut yedim duttu beni
Yârim unuttu beni
Yarı yola varmadan
Hıçkırık tuttu beni

Ak tavuk aldın mı?
Kümese koymadın mı?
Kör olası gaynana
Sen gelin olmadın mı?

Kapelesi ketenden
Yârim indi trenden
Boynuna sarılayım
Gülünü incelmeden

Kayalar yarılmasın
Yar bana darılmasın
Yar bana darılıp da
Ellere sarılması

Çaya inesim geldi
Şeker yiyesim geldi
Ala gözlü ablamı
Gene göresim geldi

Su içtim kana kana,
Sular akar yana yana,
Yüzün bir gün görmedim,
Bilmem gidem ne yana.

Merdiven indirdiler,
Atlara bindirdiler,
Kızım seni kahır eline gönderdiler,
Ağlar silinir silinir ağlar.

Gelin geldi evimize,
Şenlik kurdu köyümüze,
Hoş geldin allı gelin,
Sefa geldin pullu gelin.

Baban carsıya vardı mı?
Alını yeşilini aldı mı?
Suda kızıma dedi mi?
Haydı kızım kutlu olsun.

Haydı kızım kınan kutlu olsun,
Burada dilin tatlı olsun.
Çağırın gelin kızın anasını
Kızı gelin oldu görsün.

Allah muradını verdi bugün,
Anasını kızsız koyan
Evlerini ıssız koyan,
Testisini susuz koyan.

 

Bostanlarda fasulye
Anam gitti gezmeye
Ben anamdan örendim
İnce boncuk çizmeye

Koyunum var karaman
Gaybolursa araman
Ben bir reçber kızıyım
Şehirliye yaraman

 

Kahve doktum kuruna,
El vurmayın durula,
Yârime yar diyeni,
Sol göğsünden vurula.

Bayburta giden yollar
Uzadıkça uzarlar,
Geçme bizim kapıdan
Eller bana kızarlar.

Maşrapanın kalayı,
Kızlar çeker halayı,
Allah için söyleyin,
Var mı askın kolayı.

Suya bulgur ezerim,
Hem ezer hem süzerim,
Ben yarımın derdinden
Deli olmuş gezerim.

Hey hızara hızara
Dalda elma gızara
Beni sana vermizler
Başka yerden giz ara

Gayadan öküz bakar
Öküzün arnı sakar
Delikanlı dururken
Sakallıya kim bakar

Mendil aldım onbeşe
Onu serdim güneşe
Gitti yârim gelmedi
Beni aldı telaşe

 

Kara tren ak tren
Askerleri say tren
Benim yarım kırkbeşti
Postasıyla say tren

İki çeşme yanyana
Su içsem kana kana
Bana ediresini ver
Mektup yazayım sana

Sergenlerde çekirdek
Bostanlarda bitecek
Ben isterim babamdan
Dört davul sekiz köçek

Evleri var üst başta
Kundum dalda taşta
Sen orada ben burda
Akıl kalmadı başta

Harmanı yuvarladım
Samanı çuvalladım
Gara gözlü ey abim
Allaha ısmarladım

Keteni bez edeyim
Hangi yol gözeteyim
Kara gözlü yarimi
Kimlere benzeteyim

Mendil serdim bir taşa
Neler geldi bu başa
Öptüm bir kız yanağı
Dedi bana çok yaşa

İp attım ucu kaldı
Ocakta saçı kaldı
Ben büyüttüm el aldı
Yürekte açı kaldı

Eğer gelinim iyi olursan
Bizde seni överiz
Kotu olursan gelinim
Hepimizde döveriz.

Karatavuk olmadın mı?
Dallara konmadın mı?
Şebek yüzlü kaynanam,
Sen gelın olmadın mı?

Karşıdaki gök ekin,
Aldırdım elimdekin,
Her soran benzim sorar,
Sormazlar kalbimdekin.

Ekim ektim düzlere,
Diken oldum gözlere,
İşte ben gider oldum,
Ayaş kalsın sizlere.

Yıldırım vurdu bizi,
Dal gibi kırdı bizi,
Araya girdi düşman,
Dağlar ayırdı bizi

 

Tütün içtim lüleden
Benim yârim Günye'den
Biricik biricik baş olmaz
Hoş geldiniz cümleden

Damda kırat harlıyor
Kapılan parlıyor
Aşmış yengem geliyor
Beyaz mendil sallıyor

Kayalar yarılmasın
Yar bana darılmasın
Yar bana darılıp da
Ellere sarılmasın

At üstünde cenderme
Dut kolundan goyverme
Giz ben seni atacın
Kimselere deyverme

Sarı kâğıt yazarım
Sandık sandık basarım
Yârimi vermezlerse
Ben kendimi asarım

Kar yağıyor yağıyor
Abamı giyeceğim
İhtiyara varıp da
Goca mı diyeceğim

Cuma köyün yolları
Dönüm geliyor dönüm
Cuma köyünden kız almak
Ölüm geliyor ölüm

Yarımcada saz olur
Gül açılır yaz olur
Ben yârime gül demem
Gülün ömrü az olur

Herekedir köyünüz
Buz gibidir suyunuz
Köyünüzü beğendim
Yok, mu bekâr kızınız

Harmanlardan geçiver
Ata yonca biçiver
İki tane yar olmaz
Birinden vazgeçiver

Dikenlinin dağları
Üzüm yapmaz bağları
Üzüm yapsa bağları
Evlenir oğlanları

Karpuz kestim kan gibi
Uzadı urgan gibi
Yarımca kızları
Kınalı kurban gibi

Yarımcada saz olur
Gül açılır yaz olur
Ben yârime gül demem
Gülün ömrü az olur

Kirazımız dalbastı
Dalları kiraz bastı
Delikanlı söz etti
Kızlar yüzünü astı

Bu kiraz budak budak
Olur, mu kiraz dudak
Yarımcanın güzeli
Canımdır sana adak

Duvarda makas asulu
Elbiseler kesülü
Bana mani sorarsan
Kirli çuval basulu

Şu giden kimin oğlu
Paltası da ak kolu
Dönüp bana bakmıyor
Saki vezirin oğlu

 

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/2/2008 - Verimli Ders Çalışma

Kategori: DERSLER

Verimli Ders Çalışma

Verimli çalışmak; zamanınızı hedefleriniz doğrultusunda etkili bir şekilde kullanmaktır. Verimli çalışmak sadece ders çalışmak değildir, verimli çalışmayı öğrenmiş bir kişi oyun oynamaya, faklı faaliyetlere ve arkadaşlarına zaman ayırabilecektir. Başarılı insanlar, hedeflerine belirledikleri bir süre içinde ulaşmış insanlardır diyebiliriz. Başarılı olabilmek için , eğer ders çalışacaksanız derse ilişkin hedefinizi ortaya koyun ve bu hedef için süre belirleyin. Başaracağınıza inanırsanız yolu yarılamışsınız demektir, eğer başaramayacağınızı düşünüyorsanız daha çalışmaya başlamadan kaybettiniz demektir. Kendinize güvenin ve işe koyulun.


Meşhur bir söz var “Sadece oturarak başarıya ulaşan tek yaratık vardır, oda tavuk”


Evet çalışmaya hazır mısınız?
Bu aşamada şunları öğreneceksiniz;
Kendinizi psikolojik olarak hazırlayın;


Hangi dersi, o dersin hangi konusunu ne derece öğrenmeniz gerektiğini düşünün. Çalışacağınız kaynağın ilgili konularına baştan sona göz atın ne kadar sürede bitirebileceğinize karar verin. Konuyu çalışıp tam anlamıyla öğrendiğinizde, sizi bekleyen olumlu durumları hayal edin, “Sınavdan yüksek not alırsam çok mutlu olurum” gibi.


Çalışma esnasında hayallere yada iç konuşmalara daldığınızı hissederseniz bundan vaz geçmeye çalışın. Tekrar hayalinize dalıyorsanız hayalinizi düşünmeye devam edin ve bitirin, aksi takdirde sizi tekrar rahatsız edebilir.


Bu arada verimli çalışmak için bedeninizi de hazırlamalısınız;
Önemli bir dersi çalışacaksanız yada sınavınız varsa yeterince dinlenmiş olmalısınız. Yeterince dinlenmiş olmanız kafi derecede uyumak ve yorucu bedensel faaliyetlerden uzak kalmanıza bağlıdır. Fiziksel yorgunluk ders çalışmanızı olumsuz olarak etkileyecektir, diyelim ki bir futbol maçı yaptınız maçtan sonra ders çalışmaya başlarsanız uykunuz gelecek ve gereğince çalışamayacaksınız. O halde ya maçı erteleyin yada sınavı. Tabi birincisini ertelemek daha kolay. Eğer akşam çalışacaksanız gün içerisindeki 40-50 dakikalık uyku sizi dinlendirecektir. Asla yatarak veya masaya uzanarak çalışmayın çünkü bu duruş uykunuzu getirecektir. Ortamdaki lamba gözünüze direkt gelmemeli onun yerine ışığı arkanıza alacak şekilde oturun.


Çalışma ortamınızı uygun şekilde düzenleyin;
Çevrenizde dikkatinizi dağıtacak nesneleri, poster ve resimleri kaldırın. Televizyonun bulunduğu odada çalışmayın, çünkü ses dikkatinizi dağıtacaktır. Masanızı bir çalışma masası gibi düzenleyin gereksiz şeylerden kurtulun. Çalışma ortamınızı değiştirmemeye özen gösterin çünkü sürekli aynı ortamda çalışmak bir süre sonra şartlı reflekse dönüşür ve çabuk konsantre olmanızı sağlar.
Kendinize bir çalışma programı oluşturun. (Çalışma planı hazırlamak için boş bir şablon yükledim indirmek için tıklayın.)

 

Çalışma süresi olarak şu formülü kullanmanız uzmanlar tarafından önerilir.
40 dakika çalışma + 5 dakika tekrar + 10 dakika dinlenme
Çalışmanızın kalıcılığını sağlayacak en önemli faktör tekrardır. Tekrar için tavsiye edilen en iyi yöntem; İlk tekrar 40 dakikalık bir öğrenme seansının sonunda yapılmalı ve 10 dakika sürmelidir. Bu tekrar hatırlanan miktarın bir gün daha aynı düzeyde kalmasını sağlar. 2-4 dakika sürecek ikinci tekrar 24 saat sonra yapılmalıdır. Bundan sora bilgi hafızada bir hafta kadar saklanır. Bir hafta sonra yine 2-4 dakika sürecek üçüncü tekrar yapılmalıdır. Dördüncü tekrar; bir ay sonra 2-4 dakikalık bir süreyle yapıldıktan sonra, bilgiler uzun süreli hafızaya geçer, ve son derece kuvvetli bir biçimde yerleştirilmiş olur.


Bunun dışında yatmadan önce çalıştığınız konunun tekrarını yaparsanız öğrendikleriniz büyük ölçüde hafızanıza yerleşir.


Saygılarımla.

k:http://www.matematiketkinliklerim.com/

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/7/2007 - HALK KÜLTÜRÜ

Kategori: DERSLER


     
  Halk Kültürü  
 
 
 

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/7/2007 - TÜRK MUTFAK KÜLTÜRÜ

Kategori: DERSLER



     
  Türk Mutfak Kültürü  
 



    Türk Mutfağı Yemeklerinden Örnekler
    Osmanlı Döneminde Mutfak Kültürü

      Beslenme biçimleri, içinde bulunulan kültürel- coğrafi- ekolojik- ekonomik yapıya ve tarihsel sürece göre şekillenmektedir.

      Türk mutfağı denildiğinde Türkiye'de yaşayan insanların beslenmesini sağlayan yiyecekler- içecekler, bunların hazırlanması, pişirilmesi, korunması; bu işlemler için gerekli araç-gereç ve teknikler ile yemek yeme adabı ve mutfak çevresinde gelişen tüm uygulamalar ve inanışlar anlaşılmalıdır.

      Türk mutfağındaki çeşit zenginliği bir çok etkene bağlıdır.Kısa bir ifadeyle orta Asya ve Anadolu topraklarının sunduğu ürünlerdeki çeşitlilik, uzun bir tarihsel süreç boyunca birbirinden farklı birçok kültürle yaşanan etkileşim, Selçuklu ve Osmanlı gibi imparatorlukların saraylarında gelişen yeni tatlar, mutfak kültürümüzün yeni yapısını kazanmasında rol oynamıştır.

      Genel olarak tahıl, çeşitli sebze ve bir miktar etle sulu olarak hazırlanan yemek türleri, çorbalar, zeytinyağlılar ve hamur işleri ve kendiliğinden yetişen otlarla hazırlanan yemeklerden oluşan Türk Mutfağı; pekmez, yoğurt, bulgur vb. gibi kendine özgü sağlıklı yiyecek türlerini de ortaya çıkarmıştır. Yöreden yöreye farklılaşan lezzetleri barındıran yeme-içme biçimleri, özel gün, kutlama, ve törenlerde ayrı bir anlam hatta kutsallık taşır.

      Türk Mutfağı, çeşit zenginliği ve damak tadına uygunluk yönünden olduğu kadar birçok yemek ve yiyecek türü ile sağlıklı ve dengeli beslenmeye ve vejetaryen mutfağına kaynaklık edebilecek örnekleri barındırmaktadır.


      Türk Mutfağı Yemeklerinden Örnekler
      www.cuisineturque.com

       


      Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/7/2007 - GELENEKSEL GİYSİLERİMİZ

Kategori: DERSLER


     
  Geleneksel Giyim-Kuşam  
 

    GELENEKSEL GİYİM - KUŞAM

    Giyim insanın varoluşuyla, öncelikle doğa koşullarından korunmak amacıyla ortaya çıkmış bir olgudur. Geçmişten günümüze çeşitli doğal, toplumsal, etik değerlerin etkisiyle biçim değişiklikleri göstererek bugüne kadar ulaşmıştır.

    Ancak zamanla biçim farklılıkları gözlenmiştir. Bu çeşitlilikler, ait olduğu toplumun folklorik, sosyo-ekonomik yapısı, yaşanılan coğrafya, kullanılan malzeme, iklim gibi nedenlerle oluşmuştur.

    Dünya uygarlığının çok önceki devirlerinde arkaik insanın kendi toplumunda, ait olduğu kabilede sosyal statüsünü belirleyen ve giymek zorunda olduğu giyimi vardır. Aslında bu bir zorunluluktan çok geleneğin insanlara sunmuş olduğu bir yaşam biçimi anlayışıdır. Bu durum sadece üste giyilenler olarak kalmamış, baş süslemelerine de yansımıştır.

    Geleneksel öğeler içeren bir giyim-kuşam örneği bize, ait olduğu toplulukla ilgili pek çok bilgi sunabilir. Toplumların yerleşik ya da konar-göçer olup olmadıkları, hangi tarihi olayları yaşadıkları ve etnolojik kökenleri konusunda bilgi verirler. Örneğin bir Türkmen ya da Yörük köyüne gidildiğinde kimin sözlü, kimin nişanlı, kimin dul olduğu başlığından, giydiği renklerden anlaşılır.

    İş ve, özel gün giysileri farklılıklar içerir. Düğün yapılan gelin başı ile gerdek sonrası yapılan başlık farklıdır. Köylerden kasaba pazarına gelindiğinde, kimin köyden olduğu giysilerden anlaşılır.

    Anadolu'da bugün neredeyse aynı köyün mahalleleri arasında bile farklılık gösteren geleneksel giyim-kuşam anlayışına rastlanmaktadır. Bu yüzden de hiçbir sanat tarihçisi, etnolog, halk bilimcisi, halk oyunları derlemecisi, desinatör "Türkiye'nin ulusal giysileri şudur" dememelidir.

    Kültür Bakanlığı, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün Halk Bilim Araştırmacılarının yürüttüğü araştırmalar ve çalışmalar sonucunda Anadolu'nun giysiler alanında son derece çeşitlilik içerdiği saptanmıştır.

    Askerlik, iş gibi nedenlerle yaşadığı çevrenin dışına çıkan erkekler kent kültürüne uyum göstermiştir. Bu nedenle de saha araştırmalarında, erkek giyim-kuşamına ait bulgulara rastlamak zor olmaktadır. Oysa kırsal yaşamda kadın dışa kapalı kalmaktadır. Kendi toplumunun yaşam biçiminde geleneklerine göre giyinir. Süslenme gereksinimlerini gelenekte gördüğü ne ise, o şekilde karşılar. Çocuk giysileri de cinsiyete bağlı olarak belirli bir yaşa kadar özen taşır. Nazar anlayışı başlık ve giysilere takılan nazarlıklarda göze çarpar.

    Geleneksel yaşamda her kuşak kendinden önceki kuşağı izleyerek bu giyim-kuşam anlayışını, günümüze taşır. Ancak giyim-kuşam anlayışında hiçbir değişimin olmadığını söylemek mümkün değildir. En azından malzeme değişmekte, işçilik eski özenini yitirmekte, yaşanan günün koşulları farklı biçimleri doğurmakta ya da başka modalardan etkileşim gözlemlenmektedir.

    Kırsal yaşamda kadınlar vakitlerinin büyük bir kısmını çalışarak geçirirler. Bu açıdan bakıldığında günlük yaşam ve iş giysileri farklılıklar gösterir. Ancak özel gün giysileri ve başlıklar düğünler nedeniyle görülür. Anadolu'da bir genç kızın sözlenmesiyle yapılan "baş düzeni" sosyal statüsünü belirler ve evlilik, olgunluk, yaşlılık dönemlerinde bu önemini kesintisiz korur.

    Kültür Bakanlığı HAGEM, geleneksel giyim-kuşam anlayışında görülen bu farklılığı, Maddi Kültür Şubesi Folklor Araştırmacıları tarafından yapılan araştırmaları yayına dönüştürmektedir.

    Hergün değişime uğrayan Folklor (Halk Kültürü) öğeleri arasında yeralan ve Maddi Kültür konusu olan giyim-kuşam anlayışı da bu değişimden etkilenmiştir.

    Kurulduğu 1966 yılından günümüze kadar yapılan saha araştırmalarından elde edilen çok sayıda negatif ve dia-pozitif koleksiyonuyla, Türk Kültüründe önemli bir yere sahip olan HAGEM - İhtisas Arşivi; bu konuda çalışma yapan kişi, kurum ve kuruluşlara bilimsel çalışmalarında yardımcı olmaktadır.

    Saha araştırmaları sonucunda Bursa, Manisa, Sivas, Aydın, Gaziantep, Çorum illerinden derlenen bilgiler katalog halinde yayınlanmıştır. Bu kataloglarda her ilin farklı özellikler içeren köylerine gidilerek, orijinal giyim-kuşam parçaları, giyim tarzları tesbit edilmiş ve giysilerin 1/1 ölçeğinde dikiş kalıpları çıkartılmış ve bunlar yayınlarda 1/5 ölçeğinde yer almıştır.

    Bu çalışma çerçevesinde, 25 ilde kıyafet konulu araştırmalar yapılmış ve bunların yayın çalışmaları devam etmektedir.

    Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü

 
 

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/7/2007 - TÜRK EL SANATLARI

Kategori: DERSLER

    El Sanatları insanoğlu var olduğundan beri tabiat şartlarına bağlı olarak ortaya çıkmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak, örtünmek ve korunmak amacı ile ilk örneklerini vermiştir. Daha sonra gelişerek çevre şartlarına göre değişimler gösteren el sanatları, ortaya çıktığı toplumun duygularını, sanatsal beğenilerini ve kültürel özelliklerini yansıtır hale gelerek "geleneksel" vasfı kazanmıştır.

    Geleneksel Türk El Sanatları, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihinden gelen çeşitli uygarlıkların kültür mirasıyla, kendi öz değerlerini birleştirerek zengin bir mozaik oluşturmuştur.

    Geleneksel Türk El Sanatlarını; halıcılık, kilimcilik, cicim zili, sumak, kumaş dokumacılığı, yazmacılık, çinicilik, seramik-çömlek yapımcılığı, işlemecilik, oya yapımcılığı, deri işçiliği, müzik aletleri yapımcılığı, taş işçiliği, bakırcılık, sepetçilik, semercilik, maden işçiliği, keçe yapımcılığı, örmecilik, ahşap ve ağaç işçiliği, arabacılık vb. sıralanabilir.

    Geleneksel el sanatlarımızdan dokumaların hammaddeleri yün, tiftik, pamuk, kıl ve ipekten sağlanmaktadır.

    Dokuma; eğirme veya başka yollarla iplik haline getirilerek veya elyafı birbirine değişik metotlarla tutturarak bir bütün meydana getirme yoluyla elde edilen her cins kumaş, örgü, döşemelik, halı, kilim, zili, cicim, keçe, kolonlar vb.'dir.

    Dokumacılık Anadolu'da çok eskiden beri yapılagelen, çoğu yörede geçim kaynağı olmuş ve olmaya devam eden bir el sanatıdır.

    El sanatlarımızın zarif örneklerinden olan oyalar; süslemek, süslenmek amacından başka taşıdıkları anlamlarla bir iletişim aracı olarak da kullanılmaktadır. Günümüzde Anadolu'da tığ, iğne, mekik, firkete/filkete gibi araçlarla yapılan oyaların ya bordür ya da bir motif olarak tasarlanmış olanları, kullanılan araç doğrultusunda ve tekniklerine göre değişik adlar almaktadır. Bunlar; iğne, tığ, mekik, firkete/filkete, koza, yün, mum, boncuk ve kumaş artığı olarak sıralanabilir. Kastamonu, Konya, Elazığ, Bursa, Bitlis, Gaziantep, İzmir, Ankara, Bolu, Kahramanmaraş, Aydın, İçel, Tokat, Kütahya gibi şehirlerimizde daha yoğun olarak yapılmakta, ancak eski önemini kaybederek çeyiz sandıklarında varlığını korumaya çalışmaktadır.

    Geleneksel kıyafetlerle birlikte kullanılan oyalarımızın yanı sıra takılarda dikkat çekici aksesuarlardandır. Anadolu'da yaşamış tüm uygarlıklar değerli ve yarı değerli taşlarla metalle birlikte veya ayrı işleyerek sanatsal nitelikli eserler üretmişlerdir. Selçuklularla birlikte gelen değişik üslupların en önemlisi Türkmen takılarıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise imparatorluğun gelişimine paralel olarak mücevhercilik önem kazanmıştır.

    Anadolu'da Tunç Çağında bakır, kalay katılarak tuncun elde edilmesinden sonraki dönemlerde bakır, altın, gümüş gibi madenler de dövme ve dökme tekniğiyle işlenmişlerdir. En çok kullanılan maden bakırdır. Maden işçiliğinde dövme, telkari, kazıma (kalemkar), çekiç işi kakma, küftgani, savatlama, ajır kesme gibi teknikler kullanılmaktadır. Bakırın yanı sıra pirinç, altın, gümüş gibi metallerle yapılan el sanatları günümüzde üstün işçilik ve çeşitli tasarımlarla yaşatılmaya çalışılmaktadır. Günümüzde en çok kullanılan maden işleme olan bakır kalaylanarak mutfak eşyası yapımıyla geniş bir şekilde sürdürülmektedir.

    Barınma gereğinden doğan mimari, bölgelerin coğrafi koşullarına göre biçimlenmiş, çeşitlenmiştir. Buna bağlı olarak gelişen Ahşap işçiliği Anadolu'da Selçuklu döneminde gelişip, kendine özgü bir niteliğe ulaşmıştır. Selçuklu ve Beylikler dönemi ağaç eserler daha çok mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari elemanlar olup üstün işçilik içermişlerdir. Osmanlı döneminde sadeleşerek daha çok sehpa, kavukluk, yazı takımı, çekmece, sandık, kaşık, taht, kayık, rahle, Kur'an muhafazası gibi gündelik kullanım eşyaları ve pencere, dolap kapağı, kiriş, konsol, tavan, mihrap, minber, sanduka gibi mimari eserlerde uygulanmıştır.

    Ağaç işçiliğinde kullanılan malzeme daha çok ceviz, elma, armut, sedir, abanoz ve gül ağacıdır. Kakma, boyama, kündekâriz, kabartma-oyma, kafes, kaplama, yakma gibi tekniklerle işlenen ahşap eşyalar günümüzde de kullanılmaktadır. Bu teknikler Zonguldak, Bitlis, Gaziantep, Bursa, İstanbul-Beykoz, Ordu gibi illerde halen devam eden hammaddesine göre değer kazanan baston ve asaların kullanımı yüzyıllar boyunca sürmüş, 19. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Baston ve asaların sap kısımları; gümüş, altın, kemik, sedef gibi malzemelerden, gövde kısımları ise gül, kiraz, abanoz, kızılcık, bambu, kamış vb. ağaçlardan yapılmaktadır.

    Müzik aletleri yapımı eskiden beri devam etmektedir. Bu aletler ağaçlar, bitkiler ve hayvanların; deri, bağırsak, kıl, kemik ve boynuzlarından yararlanılarak yapılmaktadır. Telli, yaylı, nefesli, vurmalı çalgılar olarak gruplandırılmaktadır.

    Mimariye bağlı olarak gelişen diğer bir sanat kolu da çini sanatıdır. Anadolu'ya Selçuklularla girmiştir. Figürlü sanat eserlerini kullanmaktan çekinmeyen Selçuklu sanatkarlar özellikle hayvan tasvirlerinde çok başarılı olmuşlardır. 14. yüzyılda İznik, 15. yüzyılda Kütahya, 17. yüzyılda Çanakkale'de başlayan seramik sanatı bu yörelerde kendilerine has renk, desen, form özellikleri ile Osmanlı Dönemi seramik ve çini sanatına yeni yorumlar getirmiştir. 14. - 19. yüzyıllar arası Türk çini ve seramik sanatı fevkalade yaratıcı işçiliği ile dünya çapında üne kavuşmuştur.

    Anadolu uygarlıklarından elde edilen cam işçiliğinin en seçkin örnekleri günümüzde "cam"ın tarihi gelişimi konusuna ışık tutmaktadır. Çeşitli model ve formlarda vitray, Selçuklular döneminde geliştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul'un fethiyle camcılığın merkezi bu kent olmuştur. Çeşm-i bülbül, Beykoz işi bu dönemden günümüze ulaşabilen tekniklerden bazılarıdır.

    Anadolu'da camın ilk kez gözboncuğu olarak üretimi İzmir-Görece köyündeki ustalar tarafından gerçekleştirilmiştir. Anadolu'nun her tarafında temelinde nazar inancı olan cam boncukları görmek mümkündür. Nazarlık yoluyla canlı veya nesneye yönelen bakışların dikkatinin başka bir nesneye yöneleceğine inanılır. Bu nedenle nazar boncuğundan yapılan nazarlıklar canlının veya nesnenin görünen bir yerine takılır.

    Geleneksel mimaride dış cephe ve iç mekan süslemesinde taş işçiliğide önemli bir yer tutmaktadır. Taş işçiliğinin mimari dışında en çok kullanım alanı mezar taşlarıdır. Oyma, kabartma, kazıma (profito) gibi teknikler uygulanmaktadır. Kullanılan süsleme öğeleri, bitkisel, geometrik motifler ile yazı ve figürlerdir. Hayvansal figür azdır. İnsan figürlerine ise Selçuklu Dönemi eserlerinde rastlanmaktadır.

    Günümüzde fonksiyonunu henüz kaybetmeyen sepetçilik atalardan öğrenildiği gibi halen; saz, söğüt ve fındık dallarından örülerek yapılmaktadır. Eşya, yiyecek vb. taşıma amacından başka ev içi dekorasyonunda da kullanılmaya başlanmıştır.

    Hayvancılıkla uğraşan kırsal kesimlerde yaygın olarak kullanılan keçe, çul ve ağaçtan yapılan semer kullanıldığı dönem boyunca geleneksel sanatların bir kolunu oluşturmuştur.

    Günümüzde başta endüstrileşme olmak üzere değişen yaşam şartları ve değer yargılarına bağlı olarak üretimleri hemen hemen kaybolmaktadır.

    Genel Müdürlükçe her yıl belirlenen illerde yapılan alan araştırmalarında el sanatları ustaları ile derleme çalışmaları yapılmakta, slayt gerekiyorsa video çekimleri ile tesbit edilmeye çalışılmaktadır. Edinilen bu bilgiler Genel Müdürlük Arşivine kaydedilmekte, bu konuda çalışan bilim adamı, uzman ve öğrencilerin yararına sunulmaktadır.

    Genel Müdürlük koleksiyonunda yer alan malzemelerle yurtiçi ve yurtdışında sergiler açılarak tanıtımları sağlanmaktadır. Yine yurtiçinde Genel Müdürlük desteğiyle açılan "Mahalli El Sanatları Sergileri" ile tanıtım yapılmakta, ustalara pazar imkanı sağlanmaya çalışılmaktadır.

    Genel Müdürlükçe düzenlenen yarışmalarla da kaybolmaya yüz tutan el sanatlarının özgün şekilleriyle desteklenmesi ve devamı sağlanmaya çalışılmaktadır.

    Genel Müdürlüğümüzce beş yılda bir düzenlenen "Uluslararası Halk Kültürü Kongresi" Maddi Kültür Seksiyonunda sunulan, ayrıca çeşitli üniversitelerle ortaklaşa düzenlenen bilimsel toplantılarla sunulan bildiriler yayın haline dönüştürülmektedir.

    Ayrıca el sanatları konusunda yapılan çalışmaların basımı gerçekleştirilerek yayın haline dönüştürülmektedir.

Halıcılık
Kilimcilik

Kumaş Dokumacılığı
Çinicilik
Seramik - Çömlek Yapımcılığı
İşlemecilik
Oya Yapımcılığı
Deri İşçiliği
Müzik Aletleri Yapımcılığı
Taş İşçiliği
Bakırcılık
Sepetçilik
Örmecilik
Ahşap ve Ağaç İşçiliği
Mücevher
Cam İşlemeciliği
Metal İşlemeciliği

 

 

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->