Hakkımda

Merhaba ben İrem. Bloglarla ilgilenmeyi seviyorum. Bu blogumu bildiklerimi paylaşmak için açtım. Blogumda yok yok. Dostluğu, bilgiyi ve eğlenceyi, kısaca hayatı acısıyla, tatlısıyla paylaşabilmeyi dilerim...











Son yazılarım

Öğretmenler Günü
Domuz gribinde son gelişmeler...
Her derde deva kış sebzeleri
Domuz gribine karşı bitkisel korunma yolları
Yeni blogcuya yeni şablon
Goyo gifleri
Atam seni arıyoruz, anıyoruz...
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun...
linkler
Bu sanal kız da çok hoş


Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv


Linkler



Kategoriler








Arama Motoru





Arkadaslar

bella

elvanglbeycan1983

bendencesitliyazi

kardelenilayda

sakarya392

cicim

heidi

esmuker

isil

battygirl

seline

cicim96

yagmur96

birbuse

masalprensesi

sinny

aybikeningunlugu

seleningunlugu

ilke94

yaseminler

larasyagezegeni

perikizim

kardelenilayda2

berfin1995

efterya

kardelenilayda14





.....




MERHABA BLOGUMA HOSGELDINIZ. BURADA NE ARARSANIZ BULABILIRSINIZ. BU BLOGUMU EGLENMEK, EGLENDIRMEK, OGRENDIKLERIMI PAYLASMAK ICIN ACTIM. PAYLASMAYI SEVIYORUM. BURADA YOK YOK. YARARLI BILGILER, DERSLER, GUZEL YAZILAR, HARIKA GIFLER, KODLAR, OYUNLAR, YARISMALAR NE ARASANIZ VAR. TUM SAYFALARIMI DOLASMADAN, MESAJ VE YORUM YAZMADAN CIKMAYIN LUTFEN. IYI EGLENCELER, SEVGILER...***



29/6/2009 - Kendimi müzik kutusu gibi görüyorum (Ben değil Nil öyle düşünüyo

Kategori: SARKILAR

‘Kendimi müzik kutusu gibi görüyorum.’

nil01

Kimine göre şımarık ve yapmacık, kimine göre doğal ve sahici, kimine göre tarz sahibi bir şarkıcı Nil Karaibrahimgil

Son çıkardığı ‘Nil’in Kıyısında’ isimli albümle şarkılarını biraz daha ağırlaştıran ve iç acılarından bahseden Nil ile hayatının kıyısından köşesinden samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Eylül ayında Kırık adlı şarkısının klibinin yayına gireceğini söyleyen Nil, modern hayatın hızına tahammül edemediğini ve kendini yavaşlatmaya çalıştığını söylüyor.

Neden albümün ismi ‘Nil’in Kıyısında’? İnsanlara kendinizi açmaktansa niye kendi kıyınıza çağırıyorsunuz?

Kıyıyı sizin dediğiniz anlamda kullanırsak öyle, ama benim demek istediğim anlamda, suyun seviyesine, daha romantik daha duygulu olan kısmına inme. Biz bir dünyaysak, kıyı bana daha romantik geliyor. Benim adım sonuçta bir nehir adı; Nil… Paulo Coelho’nun ‘Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım’ diye bir romanı vardı ya, aklıma o geldi ve bu ismi koydum.

Oturup ağladınız mı peki Nil’in kıyısında?

Oturup ağlamışlığım vardır tabii. Şarkılar kan-ter ve gözyaşıyla yazılıyor sonuçta.

Nil Nehri’ne hiç gittiniz mi?

Hiç gitmedim ama gitmeyi istiyorum. İsmin de insanları etkilediğini düşünüyorum aslında. Sizin kim ya da ne olduğunuzla ilgili bir sestir sonuçta. Ses de bir frekans. Çok küçüklükten beri bir şekilde çağrılıyorsunuz. Medyumluğa filan inanmam ama bir keresinde bir medyum bana geçmiş yaşamımda Nil Nehri’nin kenarında 8 çocuklu bir anne olduğumu söylemişti. Adımdan dolayı sallamış da olabilir, ama olabilir de. (Gülüşmeler)

Bir kıyısı ölümü, bir kıyısı hayatı temsil ediyor Nil’in. Siz hangi kıyısındasınız?

Hayatın kıyısında görüyorum kendimi ama bunlar birbirinden tamamen ayrışan şeyler de değil.

Şarkılarınızda kendi günlük hayatınızda yaşadığınız olaylardan izler var. Fakat bunlar daha çok görünmesini istemediğiniz karanlık yönleri gizleme üzerine kurulu gibi. Çok mudur karanlık noktalarınız?

Kesinlikle var; dünya gibi, yarısı karanlık yarısı aydınlık. Bana sorsanız nereden yayın yapmak istediğimi, güneşli tarafımı tercih ederim. İnsanların ve benim buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu albümü karanlık bulan çok insan oldu. Demek ki gölgede kalan tarafları açmışım. Şarkı samimiyet gerektiren bir şey. ‘Çok canım acıyor.’ şarkısı var ve bugüne kadar söylemediğim bir laftır. Bugüne kadar, hep her şey yolunda şarkılar yapıyordum. Yeni dinleyici kitlesi çekmiş olmalı bu tarz. Acı, insanlar üzerinde daha fazla etki yapıyor. Komedi filmleri hiç Oscar almıyor, ciddiye alınmıyor. (Gülüyor)

Hakikaten ya, kadınlara laf atıp dururken şimdi nedir bu acı filan… Yaşınızın getirdiği duygular mı bunlar?

Yaşın etkisi var. Ben günlük hayatta kullandığımız şeyleri kullandım. Pırlanta yüzük, çocuk da yaparım kariyer de sözünü bir şarkıya koyacak kadar önemli görmüyorduk. Turp var, kek var, pilav var. Bir ara mutfağa mı taktım diye düşündüm. Her şeyi biraz daha anladığım, kabulün daha fazla olduğu bir platoya gelmiş gibi hissediyorum. 20′li yaşlarda biraz tırmalıyoruz, tırnağı çok fazla geçiriyorsun her şeye. Her şey sana çarpıyormuş gibi geliyor. Şimdi insana ait duygular daha tepeye çıktı.

Genç yaşınızda peşine düşüp de cevabını bulduğunuz en önemli soru ne oldu?

Kendimin ya da etrafımdakilerin değişip değişemeyeceğini merak ediyordum. Şu an durduğum yerden görüyorum ki, her şeyi olduğu gibi kabul etmek, olması gereken ve zor olan. Bir insanı değiştirmeye çalışmak bize çok zaman kaybettiriyor. Farkına varmam gereken şeyin ne olduğunu biliyorum. Benim için bu bir yolculuk, varılacak bir yer değil.

30 yaşına gelmiş biri olarak kendinizi nasıl görüyorsunuz? Yapmacık mı, şımarıkmı, asi mi? ‘Nilföy hamuru’ gibi şekilden şekle giriyorsunuz? (Gülüşmeler)

Çok fazla şekilden şekle giriyorum, değişik kişilikler sergileyebiliyorum. Bu, bilinçli yaptığım bir şey değil. İçimde çok fazla kadın var. Bunları bazen fazlasıyla açıyorum ve bu kafa karışıklığına neden oluyor. Çok hafif, basit diyenler de var, ağır ve felsefi diyenler de. Keşke herkes beni sevseydi, ama bunun mümkün olmadığını bir noktadan sonra anlıyorsun. Kimseyi herkes sevemez ki!

Normal hayatta nasılsınız?

Düşünmekten kafası çok büyük ve ağır, çok hızlı hareket etmeyen, her şeyi çok fazla tartan ama içinde renk ve neşe olan, aynı zamanda etrafındaki insanları mutlu etmek isteyen biriyim. Kendini sürekli geliştirme açlığı ve ifade etme konusunda takıntısı olan bir kadın görüyorum. Çok konuşuyor gibi görünsem de gitgide daha az konuşuyorum.

Multimedia bir kişiliksiniz ama! Sinema, reklam, şarkı, köşe yazarlığı… Niye her yerde görünmek istiyorsunuz?

Bu, bana kendimi maksimum derecede ifade olanağı sağlıyor. İnsanın kendini çerçevelemesini doğru bulmuyorum. Ben bir anlatıcı olarak görüyorum kendimi. Oyunculuğu düşünmüyorum. Cem Yılmaz’ın filmi gibi enteresan bir şey olursa oynayabilirim belki. Senaryo yazmak isterim ama.

Bir şeye ulaşma noktasında beyninizin içinde bir sürü kısa yol tuşu var gibi…

Bu, insanların doğal yazılımında olan bir şey. Hiçbir hayvan bir avına uzun yoldan gitmeye çalışmaz. Bizim refleksimiz de o. Benim kısa yollar atlasım yok. Ama mümkün olduğunca değer verdiğim insanlara, internete, kitaplara saldırarak, üzerinde düşünerek, hiçbir şeyin katılaşmamasına dikkat ederek yaşamak, alçılaşmamak bana önemli geliyor.

Buharlaşmayı mı önemsiyorsunuz yani?

Hayır, bu katı ya da gaz gibi değil, jel gibi… Şekil alıyor ama aldığı şekilde donmuyor. Bir düşüncenin ve insanın bu serbestisi olması gerektiğini düşünüyorum. Her şeyi değiştirebileceğine dair bir kabullenme, kolay bir şey değil. Çoğu insan hazır bir paketi alır.

Ruh dinginliğinizi nasıl sağlıyorsunuz, meditasyon yaparak mı?

Ruh dinginliğimi sağlamam çok zor, meditasyon yapmayı çok isterdim. Çabam da oldu. Kendimi durdurmayı öğrenmem lazım. Hiperaktifim. Ama zamanla yavaşlıyormuşum gibi geliyor.

Hintli düşünür Rajness, ‘Sadece aptallar meditasyona para öder.’ demişti.

Doğru. Parayla yapılacak iş değil. Parayla olsa herkes dingin olurdu değil mi?

Duyguyla yazdığınız şarkıları insanların eğlenerek dinlemesine ne diyorsunuz?

Hayır, ben onlara ironiyle, o acıdan çıkabilecekleri bir kapı gösteriyorum. İnsanlar ‘Canım acıyor.’ diye göbek atıyorsa benim için bu harika bir şey. (Gülüşmeler)

Magazin basını sinirinizi bozuyor mu?

Magazin basınının içinde yer almak istemiyorum. Bizim Eskişehir konserimiz yağmurdan dolayı iptal oldu ve ben çok üzüldüm. Bu haber olmaz. ‘Nil sarhoş olduğu için sahneye çıkamadı.’ yazıyorlar. Ben içki sevmem, sarhoş hiç olmadım. Otelde çay içiyordum o sırada. Bu benim canımı sıkıyor. Düpedüz yalan!

Nelere tahammülünüz yok hayatta?

Toleranssızlığa, gürültüye, şehrin ve modern hayatın hızına tahammül edemiyorum. Şimdi biz konuşuyoruz ya, ikimizde bir hızlı trendeymişiz de birbirimize bakıyormuşuz gibi geliyor. Bir sonraki yapacağın şeyi düşünüyorsun. Etrafımızda sürekli bir sürü ‘baksana baksana’ diyen parmak var. Kimse gerçek bir konuşma yapmıyor, o sırada orda durmuyor. Bu hız bizi yoruyor, yıpratıyor ve gerçek şeylerin kurulmasına engel oluyor. Cep telefonu ve bilgisayarı hayatımdan biraz uzaklaştırarak çözüm bulmaya çalışıyorum.

Başka?

Başkasının giydiği giysiye tahammülüm yok. Bizim giydiğimiz bir şeyin fotoğrafı çekildiği ve basıldığı anda bir daha giyemiyoruz. Sanıldığının aksine kıyafete para harcamayan birisiyim. Son on konserde üç kıyafeti sürekli değiştirerek giyiyorum. Asıl huzur ve mutluluğun basitlik ve sadelikte olduğunu öğrendim. İnsanın çok az şeyle hayatını sürdürebileceğini ve diğerinin müsriflik olduğunu gördüm. Alışverişe çıkmamaya başladım.

Şarkıda “Üç kuruşluk dünyanın dibini gördük / Gerçek mi rüya mı merakımızdan öldük” diyorsunuz. Dünya rüya mı sizin için?

Olabilir. Bunu bilmiyorum. Hayatla ilgili mistik şeylerden biri de bu benim için. Nereden gelip nereye gittiğimize dair bir şey bilmiyoruz. Labirentin içindeki fareden çok az farkımız var. Bilgisayar, cep telefonu, gökdelenler bize demiyor ki? Bunun cevabını bulabileceğimi düşünmüyorum ama aramayacağım anlamına gelmez. Burada misafiriz ve sağa sola bakıp anlamaya çalışıyoruz. Hayatım, sorulara cevap aramakla geçiyor.

Yol ayrımına geldiğinizde ne yapıyorsunuz?

Yol ayrımları kâbusum. Oralarda kaybolup, kara deliğe giren birisiyim. Seçim yapmayı sevmiyorum, çok yavaş seçiyorum. O kadar ince eleyip sık dokuyarak kayboluyorum ki, karar verene kadar yol kalmıyor ortalıkta. Böyle birisi olmasam daha hafif olurdum.

En kararsız olduğunuz konu hangisi?

Evlenip çocuk yapmalı mıyım, yapmamalı mıyım? (Gülüşmeler) Kariyer konusunda gideceğim çok yol var da, çocuğun da saati var. Ailem tabii ki torun istiyordur. İnşallah yakın zamanda olur. Bu konuda kaderciyim.

Son soru şarkınızdan: Niye kırık bu kadar?

Ben de onu soruyorum, niye kırık bu kadar diye? (Gülüşmeler)

Neşet Ertaş’ı tanımıyorum.’ demişsiniz. Doğru mu bu?

Hayır! Tanıyorum tabii ki. Radyo programında türkü ve sanat müziği dinliyor musun?’ dediler ben de ‘Dinlemiyorum.’ dedim. Niye yalan söyleyeyim? Neşet Ertaş’ı sordular, ‘Ben de türkülerini bilmem.’ dedim. Neşet Ertaş’ı tanımak zorunda olduğumu da düşünmüyorum.

İyi ki konservatuar eğitimi almamışım diyor musunuz?

Ben çok çiğ ve hayvansal bir içgüdüyle şarkı yazıyorum. Yazdığım şarkıların notalarını bilmiyorum. Müzik doktora yapmış arkadaşlarım birşey öğretmek istemiyor. ‘Biz biliyoruz ama senin kadar basit şeyler yazamıyoruz.’ diyorlar. Çok iyi piyano, çello çalsaydım, çok iyi dans etseydim, çok iyi şarkı söyleme tekniğini bilseydim diye düşündüm ama Boğaziçi Üniversitesi’nde okumanın şu anki halime daha çok etkisi olmuştur belki, bilemiyorum.

ZAMAN

H. SALİH ZENGİN

27 Haziran 2009, Cumartesi
k:http://www.nilkaraibrahimgil.net/blog/nil-hakkinda/kendimi-muzik-kutusu-gibi-goruyorum/#more-268

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/6/2009 - Nil KARAİBRAHİMGİL

Kategori: SARKILAR


SEVİYORUM SEVMİYORUM

Kaç yaprak var bilmiyorum
Ben seni kopardım attım
Kendimi toparlıyorum

Var mı şimdi başka biri ?
Onu bana benzettin mi ?
Ne yaparsan o ben olmaz
Parçaları sana uymaz

Kendimi bunun için mi yorucam ben ?
Kalbimi bunun için mi kırıcam ben ?

Yok ki senin bir yedeğin
Kötü Kedi Şerafettin !
Söyle nasıl kıydın bana ?
Hem canımdın,hem ciğerim

Kendimi bulamıyorum
Geri alamıyorum
Ben her gece rüyalarda
Hep sana hak veriyorum

Kendimi bunun için mi yorucam ben ?
Kalbimi bunun için mi kırıcam ben ?

Yok ki senin bir yedeğin…




 










  





:: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/4/2007 - Grup Hepsi'nin bazı şarkıları

Kategori: SARKILAR

 

 

 

Üç Kalp

Karar ver artık kimi daha çok sevdiğini
Kararsız olma sen üzme herkesi
Kalbinde kim var o mu yoksa ben miyim
Bilmek isterim yolumu çizeyim

Sen de üzgünsün bu hayattan hem de nasıl
Bir kalpte iki kalp nasıl yaşanır
İki kişi seven iki defa ölürmüş
Bir kalp yalnız bir kalbi düşünürmüş

Ah sen üzgün ah ben üzgün
O da üzgün yapma herkes de üzgün

Gözler beni arar kalbin onu düşünür
Tercih yap sonra üç kalp birden ölür
Görülmemiştir böyle aşk inan dünyada
Ne biçim sevgi üç kalp bir arada

Yalan

Hani bensiz bir hiçtin
Nefes bile almak zor derdin
Ben senin herşeyindim
Yalan... yalan

Gözüm görmez başkasını
Sen ve ben elmanın iki yarısı
Bir ömür boyu beraber
Yalan... yalan

Şimdi gördüm gerçek yüzünü

Güne açan çiçekler gibiyiz
Yalan... yalan
Öyle saf ki sevgimiz
Yalan...
Ayıramaz bizi hiç kimse
Yalan... yalan
Ölene dek beraberiz
Yalan...

 

Olmaz Oğlan

Amanın da amanın kim gelmiş
Eski sevgilim gelmiş
Sütü sıcak içmiş belli
Gezmiş görmüş öğrenmiş

Tok evin aç kedisi
Aferinin delisi
Ben seni nazlatamam
Bulunur yenileri
Ağa takılır biri
Ben seni paslatamam

İyi kötü hoşsun hâla
Buralarda harcanma
İyi kötü hoşsun hâla
Buralarda paslanma

Hiç bana bakma olmaz oğlan
Sen kendine ısmarlan
Hiç bana bakma olmaz oğlan
Başkasına yuvarlan

E hadi canım hadi ama dışarı
Hayat işte cıss yapıyor adamı
İyi kötü hoşsun hâla
Buralarda harcanma

E hadi canım hadi ama dışarı
Hayat işte cıss yapıyor adamı
İyi kötü hoşsun hâla
Buralarda paslanma

Sen beni sevdiğine inandırma
Sen önce kendini inandır
Ben sevilemeyen biri değilim ki
Anlatıyorsun yıllardır

Hiç bana bakma olmaz oğlan
Sen kendine ısmarlan
Hiç bana bakma olmaz oğlan
Başkasına yuvarlan

 

Özgür Değilim

Ben özgür değilim
Hiç olmadım
Ben özgür değilim değilim
Nasıl olsaydım
Kredi kartımın borcu vardı
Yani
Özgürlük bu


Özgürlük mü
Kimmiş özgür
Az bileni gezdirir
Çok duyanı bezdirir

Her manada uçmaktır ki
Gel gör kuşların dili yok
Özgürlük mü
Kimmiş özgür

Az bileni inandırır da
Çok duyanı güldürür pek
Her manada yalnızlıktır
Gel gör reklam bu uçmuyor

Papağanlar hep konuşur
Sahibini yalancısı
Her kanatla uçulmaz ki
Bazısıyla hep düşersin


Ben özgür değilim
Hiç olmadım
Ben tutsak değilim
Hiç olmadım
Ben üzgün değil
Çok ağladım
Ben özgür değilim
Nasıl olsaydım
Kredi kartımın borcunu ödedim
Özgürlük bu


 

Olta

Herşey çok çabuk oluyor
Dur kalk dur kalk hep çabuk oluyor
İnsanlar kal...kala kala
Balık balık bak takıldın oltaya
Ahh canın acıyor.

Ohh her şey çok çabuk oluyor
Dur kalk dur kalk hep çabuk oluyor
İnsanlar kal...kala kala
Balık balık bak takıldın oltaya
Ahh canın acıyor.

Yetti yahu ölmek daha mı zor
İki yaka düşman birleşmiyor
Samanını buldum seyran nerde
Davulun sesi tam dibimde.

Yetti yahuuu ölmek daha mı zor
İki yaka düşman birleşmiyor
Samanını buldum seyran nerde
Davulun sesi tam dibimde.

Ohh herşey çok çabuk oluyor
Dur kalk dur kalk hep çabuk oluyor
İnsanlar kal...kala kala
Balık balık bak takıldın oltaya
Aaaa aaa
Ahh canın acıyor.

Suç gibi kala kaldık sonunda
Dünya hali bu kimin umrunda
Sabırla kuru olmuyor helva
Derdim böyle,kime niye söyle.

Suç gibi kala kaldık sonunda
Dünya hali bu kimin umrunda
Sabırla kuru olmuyor helva
Kime niye söye,derdim böyle

Ohh her şey çok çabuk oluyor
Dur kalk dur kalk hep çabuk oluyor
İnsanlar kal...kala kala
Balık balık bak takıldın oltaya
Aaaa aaa
Ahh canın acıyor.

Ahh canın acıyor
Canın acıyor
Ahh canın acıyor
Canın acıyor.


 

Nedenini Sorma

Nedenini sorma buna hakkın yok yıllar sonra
Gelip bana sorma
Bu kadar kolay mı girmek hayatıma
Her şey bitti deyip çekip gittin
Hangi yüzle karşımdasın
Yıllar geçti unuttum artık seni
Ne istiyorsun?

Nedenini sorma
Bana sorma

 

 

Her Şeye Rağmen

Her şey küçük bir yalanla
Başladı önce
Masum oyunlar
Zararsız bakışlar


Aşk alışkanlık olunca
İhanet kanımda alevlendi

Kirlettim her şeyi
Yıktım aradaki köprüleri
Tek bir an uğruna
Yaktım bütün gemileri

Yine beni sevebilirmisin
Herşeye rağmen
Yine benim olabilirmisin
Her şeye rağmen


Her şeye rağmen

Hiç sanmam
Herşey Bitti

 

 

Gitme

İlk giden sen değilsin korkma
Alıştım yalnızlığa

Sende git terket beni
Ölmem ya bu acıyla
İhanet kaderim sanki
Alıştım yalnızlığa

Gitme diye yalvarsam
Boşuna senin gözün dışarda
Bitti biliyorum aslında
Kalbim başkasıyla


Gitme diye yalvarsam
Boşuna senin gözün dışarda
İlk giden sen değilsin korkma
Alıştım yalnızlığa

Korkuyorum gelen günden
Her gün daha fazla
Elimde değil nefretim
Büyüyor insanlara


 

Gecelerce

Yokluğunda öğrendim her insan tek başına
yalnızlık kaderimiz
sensizlik öğretti her insan bir başına
yalnizlik kaderimiz
seni benim kadar seven bir başkasını bulamazsın
elinde değil unutamazsın,

Gecelerce bekledim gelirsin diye
gözlerim yollarda gelmedin bile bile
gecelerce bekledim ararsın diye
telefonum hiç çalmadı aramadın bir kez bile ...

 

 

Dün Tattın

Duyduğum doğruysa eğer
Benden doğruyu duymaktan başka
Bir şeycik istemeyen biri var bu odada
Tam karşımda

Duyduğum doğru ise eğer
Benden doğruyu duymak başka
Bir şeycik istemeyen biri var bu odada
Senden başka

Emin misin
Gerçeğe demirmisin
Yalanı eğersinde
Doğruya değermisin

Doğruyu isteme boş ver tatlım
Doğrunun eğriye faydası yok
Nereden çıktı bu doğru merakın
ama tabii sen daha dün tattın
Dün tattın daha dün tattın

Laylaylaylay
Laylaylaylay


 

Dur Dur

Dur dur yavaş ol biraz
Çekil geri dur biraz
Evet seçtiğim sensin
Hedefe kilitlendim, belki harika olur
Elin tenimi bulur
Yok yok o kadar değil
Sınırı zorlama

Dur dur daha değil dur dur
Sana olan aşkım herkesi kudurtur
Önce sen beni anla olacak zamanla
Bu sözüme sevinip, şımarıp, fazla yayma

Şimdi sokulda anlat
Biraz kendini parlat
Yok yok o kadar değil
Sınırı zorlama
Gördünmü hiçte zor değil
Olur yaklaş ve eğil
Yok yok o kadar değil
Sınırı zorlama

Sana dur demem gerek
Beni durdurmam gerek
Şimdi söyle sence böyle olurmu
Çok da takmamam gerek
Geriye bakmamam gerek
Şimdi sence oldumu

Fazla zorlama
E hadi işime

 

 

Çok Güzelsin

çok güzelsin güzelsin çok
şirinsi na slında yok
demek haksızlık san
ama...

belki aradığın ben değilimdir
benziyorum ama hiç değilimdir
sırf bu yüzden bu yüzden
birşey söyleyemem bu gece

çok güzelsin güzelsin çok
özelsin aslında yok
demek haksızlık sana
ama.....

belki ardığn ben değilimdir
benziyorum ama hiç değilimdir
sırf bu yüzden bu yüzden
birşey söyleyeymem bu gece....

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/9/2006 - ÇOCUK SARKILARI SITESI

Kategori: SARKILAR

 

ARKADASLAR KARDESLERINIZLE BIRLIKTE,  ZEVK ALARAK DINLEYECEGINIZ AMA DAHA COK KÜÇÜK ÇOCUKLARA UYGUN BİR ŞARKI SİTESİ BULDUM. ORADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

 

http://www.cocukdunyasi.net/modules/mydownloads/viewcat.php?cid=1&min=0&orderby=titleA&show=10

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/8/2006 - BARIŞ MANÇO'YU UNUTMAYALIM

Kategori: SARKILAR

ARKADAŞLAR ÇOĞUMUZ O ÖLDÜĞÜNDE DAHA ÇOK KÜÇÜKTÜK. KARDEŞLERİMİZ BELKİ DE KENDİSİNİ TELEVİZYONLARDA HİÇ GÖREMEDİ. AMA ŞARKILARINI HER ZAMAN DUYDUK. SEVEREK DİNLİYORUZ.  BEN ONU VE ŞARKILARINI ÇOK SEVDİM. ANNEM BANA BARIŞ MANÇO YU SEVGİ VE HEYECANLA ANLATTI. TANITTI. ŞARKILARINI DİNLETTİ. ÇOCUKLARA, GENÇLERE , TÜM İNSANLARA, ÜLKESİNE  NE KADAR ÇOK DEĞER VERDİĞİNDEN BAHSETTİ HEP.

 

  ANA SINIFINDA İKEN İLK ÖĞRENDİĞİM ŞARKI ARKADAŞIM EŞŞEK Dİ. BU ARALAR TELEVİZYNDA  SİMDİ HANGİ KANAL OLDUĞUNU HATIRLAMIYORUM. SANIRIM TRT NİN KANALLARINDAN BİRİNDE, KENDİSİNİN ESKİ PROGRAMLARINI GÖRDÜM. SEVEREK SYRETTİM. NE KADAR SEVGİ DOLU, İÇTEN , SEMPATİK VE ÖĞRETİCİ BİR İNSANMIŞ,  DAHA Yİ ANLADIM. KEŞKE KENDİSİ DAHA FAZLA TANIMA İMKANIM OLSAYDI . DÜN , YENİ GENÇ ŞARKICILARDAN BLOGUMA KOYACAK KLİP ARIYOR EKLEMEYE UĞRAŞIYORDUM. ANNEM BABAM NASIL GİDİYOR BLOGUN YİNE GÖMÜLDÜN BİLGİSYARINA DEDİLER. NE YAPTIGIMI  SORDULAR. BEN DE SARKI EKLEMEYE ÇALIŞTIĞIMI SÖYLEDİM. ONLAR DA BANA ÇOCUKLARA DEĞER VEREN , SEVGİ DOLU BARIŞ MANÇO NUN ŞARKILARINA NEDEN YER VERMİYOSUN?  SEN ÇOK SEVİYORDUN YA DEDİLER.

 

 HAKLILAR DA TABİİ YA DEDİM. ÇOCUK VE GENÇLERE YÖNELİK BR SİTEDE BARIŞ MANÇO OLMAZSA OLMAZDI. NİYE BUNU DAHA ÖNCE DÜŞÜNEMEDİM DEDİM KENDİME VE BAZI KLİPLERİNİ BULDUM. GÜLPEMBE ÇOKGÜZEL BİR ŞARKI. HELE MÜZİĞİ İNSANI BÜYÜLÜYOR. SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM. SİZLER DE BARIŞ MANÇO NUN BAŞKA ŞARKI KODLARI VARSA YAZARSANIZ SEVİNİRİM. ARKADAŞLAR YENİŞARKILAR, DA ÇOK GÜZEL GENÇ ŞARKICILARIMIZ ÇOK YETENEKLİ AMA ESKİ ŞARKICILARIMIZI DA LÜTFEN UNUTMAYALIM. HAYDİ GELİN BARIŞ MANÇO YU BİRAZ DAHA YAKINDAN TANIYALIM:

 

 

 

 

 

 

 

02.jpg 

 

BARIŞ MANÇO'NUN HAYATI
Konya ovasında yaşayan Mançozade adlı büyük bir aile, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alması ile birlikte Rumeliye göç etmiş ve Selanik'e yerleşmiştir. Birinci Dünya Savaşına kadar Selanik'de yaşayan Mançozade ailesi, savaşın hayat koşullarını güçleştirmesi nedeniyle tekrar İstanbul'a göç etmiştir. Mançozade'lerden Mehmet Abdi bey İstanbul'da bir konağa yerleşmiş ve arkadaşının kızkardeşi olan Nimet hanımla evlenmiştir. Yıllar sonra Nimet hanım Barış Manço'nun "Gülpembe" şarkısının ilham kaynağı olacaktır. Cumhuriyet devrimlerini yaşayan aile soyadı kanunu ile birlikte Mançozade olan aile adlarını değiştirerek Manço soyadını alırlar. Abdi bey ile Nimet hanımın oğlu Hakkı bey, Rikkat Uyanık ile evlenir. Hakkı bey ile Rikkat hanımın ikinci çocuğu 2 Ocak 1943 yılında doğan Mehmet Barış Manço dur. Barış Manço, Oktay Manço, Savaş Manço ve İnci Manço ile birlikte 4 kardeştiler. 2. Dünya savaşının sonlarında doğan Barış Manço, ailesinin savaşın bitmesine duyduğu özlem nedeniyle "Barış " ismini seçtiklerini söylemektedir. Döneminin Türk Sanat Müziği sanatçısı olan Rikkat hanımla, Hakkı bey Barış 3 yaşındayken ayrılırlar. Babasının yanında büyüyen Barış Manço'nun çocukluğu Kadıköy'de geçmiştir. İlkokulu Gazi Mustafa Kemal ilkokulunda tamamlamış, daha sonra Galatasaray Lisesine devam etmiştir. 10. sınıfdayken babasını kaybeden Barış Manço, Galatasaray Lisesinden ayrılarak Şişli Terakki Lisesine gitmiş ve oradan mezun olmuştur. Aileden gelen yetenekle 2 yaşından itibaren şarkı söylemeye ve Ortaokul 2. sınıf öğrencisiyken de amatör olarak müzikle uğraşmaya başlamıştır. Liseyi bitirince 20 Eylül 1963 yılında önce Parise oradanda Belçikaya ağabeyi Savaş Mançonun yanına gider. Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisinde resim, grafik ve iç mimari okur. Lisede çok başarılı olmayan hatta müzik ve coğrafyadan ikmale kalan Barış Manço, bu okuldan çok iyi derece ile, okul birincisi olarak mezun olmuştur. Galatasaray Lisesinde başlayan müzik hayatı, Belçikada da devam etti. 1970 yıllarında yurda döndüğünde Dağlar, Dağlar şarkısını yaptı. Bu şarkı onun hayatında bir dönüm noktası oldu. Aynı yıllarda görüntüsü değişmekte, müziği ve kıyafetleri ile bir ekol oluşturmaktadır. Barış Manço insan ilişkileri konusunda çok iyidir. Bağlantı kuramayacağı hiçbir canlı yok denebilir. Zaten daha sonraki yıllarda da yaptığı bir röportajında "Kendimi, toplumla diyalog kuran bir iletişim aracı olarak görüyorum" diyecektir. 1971 yılında askerlik yılları başlayacaktır. Askerdeki ilk ayları, hem ani olarak askere alınması, hem de diplomasına rağmen üniversite mezun olmasının tartışılması ve de saçlarının kesilmesi gerektiği nedeniyle çok keyifli başlamadı. Askerliğini Polatlıda Topçu asteğmen olarak yaptı. Askerliğin son ayları ise güzel dostluklar ve askeriyede bir dizi konserlerle üretken bir hale dönüştü. Askerlikten sonra yine bir dönem Belçika günleri araya girmektedir. Barış Manço, sıra dışı kıyafetleri, takıları, enterasan el hareketleri ve şarkılarına çektiği klipler ile bizleri şaşırtmayı sürdürmeye devam eder. Sanatçının görevinin biraz da şaşırtıcı şeyler yapmak olduğuna inanmıştı. Yıllar geçtikçe bu davranış ve biçimlerin onun özgün kişiliği olduğunu daha iyi anlayacaktık. 18 temmuz 1978 yılında Kadıköy evlendirme dairesinde Lale Manço ile evlendi. Bu konuda da topluma örnek olmayı başaran Barış Manço, evliliğinde de İstanbul geleneğini sürdürdü. Bu evliliği, Lale Manço da 1998 yılında yaptığı bir röportajda "Barış içinde 23 yıl" diye tanımlıyor. Evdeki birliktelikleri, iş hayatında da devam eder, Lale Manço, televizyon programlarına yönetmen ve yapımcı olarak imzasını atar. Bu beraberliğe oğulları 19 Mayıs 1981 yılında Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984 yılında Batıkan Zorbey katılır. Dünya çocuklarının Barış abisi, kendi çocuklarıyla da iyi arkadaş olduğunu söylemektedir. Yoğun iş programı çocuklarını ihmal etmesine asla neden olmamıştır. Çocukları için en büyük öğüdü, yaptıkları işin en iyisini severek yapmaları gerektiğidir. Çocukları için tek kaygısının adam gibi adam olsunlar diye dile getiriyor ve hangi meslek olursa, tornacı bile olabilirler ama kendi deyimiyle onlar için "Doğukan usta, öyle bir vida sıkar ki başka türlü sıkar" denmesini arzu ettiğini söylemektedir. Doğu ile batının sentezini yapmıştı. Ona göre, doğunun herşeyi kötü, batının herşeyi iyi doğru bir kavram değildir. Oğullarına da Doğukan ve Batıkan isimlerini koyması doğu ve batının barış içinde olması dileğinden kaynaklanmaktadır. Barış Manço'ya göre Türkiyenin de bulunduğu konumum kesin bir sınırlaması yoktur. Türkiye, doğudan bakıldığı zaman batıda, batıdan bakıldığı zaman da doğudadır. Bu konudaki duygularını ise, Japonya konserinde 20.000 Japon'un Türk bayrağı çıkartıp sallamasından televizyon başındaki 60 milyon insanın gözyaşları içinde izlemesi gibi heyecanlandığını ve gurur duyması ile ifade ediyor. Barış Manço yabancı ülkelerdeki çalışmaları için yaptığı değerlendirmede "Japonlar beni sahiplendiler, milyonlarca Japon konserlerime geliyor, CD'lerimi alıyor, Japonlar bende doğru birşeyler buluyor. Şarkılarımı didik didik inceliyorlar, onlardan konferanslar hazırlayıp televizyon programları yapıyorlar. Türkiyede bunun onda biri yapılmadı. Belçikada ise, onların ülkelerini tanıttığım için Liege Prensliği onur ödülü verdiler. Törene limuzin ve dört eskort ile gittik. Belçikanın en büyük gazetesi birinci sayfada yarım sayfa ayırdılar. Türkiyede 40 yıllık sanat hayatımda baş sayfaya çıkamadım" gibi serzenişte bulundu. Ne yazık ki yıllar sonra baş sayfada bulunma nedenin "ölüm" olması çok hüzünlü idi. Önemli olmaktan çok değerli olmayı tercih ettiğini söyleyen Barış Manço, duygusallığını seçtiği bir yaşam biçimi olduğunu vurgularken, kendi deyimiyle kuzey kutbunu da asla kaybetmediğini de sözlerine ekliyor. Rus romantikleriklerinden, Korsakof, Musolski ve Çaykoski den etkilenerek, evinin dekorasyonunda da romantik çağı, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın başını yansıtan tarzı tercih etmişti. Türkiyedeki en uzun ve başarılı televizyon programlarını yaptı. 200' ün üstünde şarkısı ona 12 altın, platin albüm/kaset ödülü kazandırdı. Şarkılarının bir bölümü Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Flemenkçeye çevrildi. Her ülkede şarkıları çok sevildi. Kongo'daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde "Domates Biber Patlıcan" ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri şarkının evrenselliği hakkında bilgi vermektedir. Bu konuya başka bir örnek de Mısır da yaşanmıştı. Barış Manço, Mısır Televizyonunda canlı yayında Dağlar Dağlar'ı Arapça söylemişti, bu programın sonunda Mısırlılar sokağa döküldüğü gibi, program da defalarca tekrarlanmıştı. En büyük arzusunun ansiklopedilerde yer almak olduğunu söyleyen ve Barış Manço müzesi kurmak isteyen Manço, " 20. yüzyılda yaşamış, o yüzyıla damgasını vurmaya çalışan bir Türküm, 20. yüzyılın Türk Müziğini yapıyorum" demektedir. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi onursal doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya; Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı; Leopold II şövalyesi nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır.

 

116a.jpg 

 

Barış Manço, Türkiye'nin gündemine müzik dünyasından  gelmişti. Şarkıları, kıyafetleri, klipleri, el hareketleri ile enterasan bir kişilikti. Ama özgünlüğü sadece "müzik" ile sınırlı kalmadı. Bir gün televizyona program yapmaya başladı. Onun yaptığı programlarla, çocuklarımızı farkettik, yakınımızdaki yaşlıların ellerini öptük. Mahallemizden başka mahallerin olduğunu, ülkemizden başka ülkelerin olduğunu keşfettik. Programlarını seyrettikçe dünyamızı genişlettik. Barış Manço, 10 yıl boyunca yaptığı televizyon programları ile bizi eğlendiren, eğlendirirken eğiten, eğitirken öğreten başarılı bir televizyon programcısıydı.

 

60a.jpg 



7'DEN 77'YE PROGRAMI

BARIŞ MANÇO 7'DEN 77'YE İLE DÖRT BİNDEN FAZLA ÇOCUĞU ADAM OLACAK ÇOCUK PROGRAMINDA KONUK ETMİŞTİR.

PROGRAM İÇİNDEKİ "İKİNCİ KAVALTI"İLE BİRÇOK YAŞLI KONUĞA YER VERMİŞTİR.
"DÖNENCE"İLE DÜNYA'YI 12 KEZ TURLAMIŞ,"DERE TEPE TÜRKİYE"İLE YURDUMUZUN GÜZELLİKLERİNİ AYAKLARIMIZA KADAR GETİRMİŞTİR.

12 YILDAN FAZLA BİR SÜRE DEVAM EDEN BU PROGRAMI İLE TÜRK TELEVİZYON TARİHİNDE REKOR KIRMIŞTIR.

 

 

BARIŞ MANÇO'NUN BİLİNMEYENLERİ

"...EN ÇOK BAMYA YEMEĞİNİ SEVERMİŞ.EN ÇOK DÖRT KAPI ŞARKISINI SEVERMİŞ.
BESTELERİNİ YERE UZANARAK YAPAR VE EV İŞLERİNDE YARDIMCI OLUR,SALATA,ÇAY,ET SOSU YAPARMIŞ.VAKİT BULUNCADA TOZ ALIRMIŞ.EVDE OTURMAYI SEVER,KEŞKE KELİMESİNİ HİÇ SEVMEZMİŞ.EMEKLE YAPILAN ŞEYLER HOŞUNA GİDERMİŞ.KONSERE ÇIKARKEN SANKİ İLK KEZ ÇIKIYORMUŞ GİBİ GERGİNLEŞİR,ELLERİ SOĞUR VE HEYECANLANIRMIŞ.DÜNYA'YI DOLAŞIRKEN AFRİKA VE KUZEY KUTBU KENDİSİNİ ÇOK ETKİLEMİŞ..."

 

 

BARIŞ MANÇO ŞARKI MİDİLERİ

HEMEN DİNLEMEK İÇİN ŞARKI İSMİNİ
TIKLAMANIZ YETERLİ...

 

TRİP

 

NICK THE CHOPPER

 

CAN BEDENDEN ÇIKMAYINCA

 

HAL HAL

 

İKİNCİ YOLCULUK

 

ANLIYORSUN DEĞİL Mİ?

 

UNUTAMADIM

 

2023

 

DÖNENCE

 

GÜLPEMBE

 

SARI ÇİZMELİ MEHMET AĞA

 

HAYIR

 

BEN BİLİRİM

 

HALİL İBRAHİM SOFRASI

 

KARA SEVDA

 

DAĞLAR DAĞLAR

 

İŞTE HENDEK İŞTE DEVE

 

 

SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIM SEVGİLİ BARIŞ AĞBİ.

SENİ SEVİYORUM. HUZUR İÇİNDE YAT. MEKANIN CENNET OLSUN.

 BlinkieBitch.Com - Cutest, Hottest Free Blinkies! - Image Hosted by ImageShack.us

K: http://barismanco.sitemynet.com/

 

K: http://barismanco.sitemynet.com/barismancodernek/

 

 

 

BlinkieBitch.Com - Cutest, Hottest Free Blinkies! - Image Hosted by ImageShack.us

 

 

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/8/2006 - KAÇ YIL GEÇTİ ARADAN AYRI AYRI

Kategori: SARKILAR

N'olur sormasınlar bana
N'olur söyletmesinler derdimi
Saklarım ben onu kendime
Yerim kendi kendimi

N'olur sormasınlar bana
N'olur söyletmesinler derdimi
Saklarım ben onu kendime
Yerim kendi kendimi

Akıyorsa yaşlar gözümden
Dinmiyorsa bir türlü gece gündüz
Karardıysa bütün dünyam
Vardır elbet bir sebebi

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

Benim bütün derdim özlem
Biliyorum kavuşur böyle seven
Biz bir elmanın iki yarısıyız
O en çok sevdiğim ve ben

Benim bütün derdim özlem
Biliyorum kavuşur böyle seven
Biz bir elmanın iki yarısıyız
O en çok sevdiğim ve ben

Akıyorsa yaşlar gözümden
Dinmiyorsa bir türlü gece gündüz
Karardıysa bütün dünyam
Vardır elbet bir sebebi

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

 

BU ŞARKIYA BAYILIYORUM. GRUP HEPSİNİN TÜM ŞARKILARI GÜZEL AMA BU BAMBAŞKA BENCE.BLOGUMA KLİBİNİ KOYMAYA ÇALIŞTIM AMA ŞARKI YARIDA KALIYOR HEP.BEN DE KALDIRDIM. BU ŞARKININ KODU OLAN VAR MI? VARSA  BANA YAZARSA ÇOK SEVİNİRİM. BU ARADA SİZ HEPSİ GRUBUNUN EN ÇOK HANGİ ŞARKISINI SEVİYORSUNUZ? ENİMLE DE PAYLAŞIR MISINIZ?ONLARIN BAZI KLİPLERİNİ VE DAHA PEK ÇOK ŞARKICININ KLİBİNİ www.iremkiz.piczo.com sitemde bulabilirsiniz.

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/7/2006 - GRUP HEPSİ FAN SİTESİ

Kategori: SARKILAR

 

Arkadaşlar Grup Hepsi'nin fan sitesi öğrendim. Çoğunuz zaten biliyosunuzdur. Ama bilmeyenler de olabilir.İşte adresi:

 

 http://www.gruphepsifanclub.ws.tc/

 

 

 

:: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->